RAMAZAN’IN ARDINDAN.

Bismillahirrahmanirrahim.

Ülkemizin ve Dünyanın içinde bulunduğu sıkıntılı durumlardan dolayı, öncekilere göre biraz farklı bir şekilde karşıladığımız 2020 Ramazan Ayını, yine biraz farklı bir şekilde uğurladık.

 Coronavirüs (Covid-19) salgınının bütün Dünya da Pandemiye  (Küresel salgın) dönüşmesi, bütün hayatımızı etkilediği gibi, Ramazan Ayımızı da etkiledi. Dikkat ederseniz olumlu veya olumsuz demiyorum. Çünkü, olumlu mu? yoksa olumsuz mu? etkilediği konusu biraz da bizim bakış açılarımıza ve Dünya görüşlerimize bağlıdır. Konuyu bu bakış açılarımıza göre değerlendirir ve yorumlarız genellikle.  

NELER OLDU? NELER OLMADI?

Bu farklı Ramazanımızda neleri yapabildik? neleri yapamadık? diye bir soru sorduğumuzda kendimize, bazı cevaplar bulabiliriz. İsterseniz önce yapamadıklarımızdan başlayalım, sonra yapabildiklerimizle devam edelim,

  • Camilere gidemedik,
  • Özellikle Teravih, Cuma ve Bayram Namazları gibi cemaatle eda etmeye alıştığımız namazlarımızı Camilerde eda edemedik,
  • Mukabele (hatim) proğramlarımızı Camilerde yapamadık,
  • Eş, dost ve akrabalarımızla iftar gibi proğramlarda buluşamadık,
  • Bayram da evlerimizde kaldık ve kimseyi ziyaret edemedik,

ancak;

  • Evde eda edebileceğimiz beş vakit namazla beraber, özellikle Teravih ve Bayram Namazlarımızı evde ailemizle beraber eda ettik,
  • Mukabele proğramlarımızı yine evlerimizde gerçekleştirdik,
  • Sahur ve İftar sofralarımızı daha has dairede ev ahalimizle birlikte bereketlendirmeye çalıştık, …gibi.

BU RAMAZAN’ DA NELER KAZANDIK?

Yukarıda verdiğimiz örneklerden de anlaşılacağı üzere bu Farklı Ramazan bizlere aslında birçok şey kazandırdı diye düşünüyorum. Bu kazanımlarımızı da şöyle örneklendirebiliriz;

  • Öncelikle hızlı bir şekilde akan hayatımızı biraz yavaşlatıp, bizlere durup düşünme (tefekkür) fırsatı verdi,
  • Kendimizle ve ailemizle baş başa kalarak, bazı ailevi nimetlerin tekraren farkına varmamıza yardımcı oldu,
  • Vakit değerlendirme disiplini sağladı,
  • Gündelik hayatımızda vazgeçilemezlerimiz gibi algıladığımız birçok alışkanlığımızın, ne kadar da gereksiz ve vazgeçilebilir olduğunu gösterdi,
  • Rutinleşen ibadet hayatımızı, içine ailemizi de katarak daha renkli ve verimli hale getirdi,
  • Dışarı fazla çıkamadığımız için, günah ve haramlara daha az şahitlik ettik,
  • Sahip olduğumuzda çok kıymetini bilemediğimiz bazı değerlerimizden (Sıla-i Rahim gibi) bizi birazda olsa uzaklaştırarak, o değerlerimizin tekrar tekrar farkına varmamıza imkan sağladı, …vb.

Bunlar ve bunlara benzer örnekleri çoğaltmak mümkündür, ancak bu yazı bütünlüğü ve kapasitesi içinde bu örneklerin yeterli olduğu kanaatindeyim.

RAMAZAN BİTTİ, ŞİMDİ NE YAPACAĞIZ?  

Ramazan o kadar aktif ve mübarek bir ay ki, inansın-inanmasın, Oruç tutsun-tutmasın, Namaz kılsın-kılmasın…, bütün toplumumuzun ve hatta tüm dünya insanlığının hayatını bulunulan yere göre az-çok etkiliyor. Yurtdışında yaşadığımız yerlerde ve zamanlarda bunun örneklerini bir çok kereler gördük.

Hayatlarımıza hızlıca giren ve önemli değişiklikler yaşatan Ramazan Ayı, bittiğinde de bazı değişiklikler yapar. Ramazan Ayı’nın her açıdan yoğunluğu bittiğinde bazen kendimizi bir boşluğa düşmüş gibi hissettiğimiz olur. İşte tam bu durumda şu soru akla gelebilir, şimdi ne yapacağız? Bu sorunun akla gelmesi aslında olumsuz bir durum değildir. Tam tersine olumludur. Çünkü bu soru, hala düşünmeye devam ettiğimizi ve bir KUL olarak, kendimizi geliştirme adına bir arayış içinde olduğumuzu gösterir.

O zaman arayışımıza devam edelim.

Uygun görürseniz, şu örnekle devam edelim ve konumuzu daha da anlaşılır hale getirmeye çalışalım inşallah.

Bir sporcu, bir turnuvaya (veya olimpiyatlara)  hazırlanır ve hatta kampa girer, işine konsantre olmaya çalışır. Gün gelir tüm maharetlerini sergileyerek alanında başarılı olmak için yarışır. Başarılı olur veya olamaz ve turnuva biter. Başarılı olursa bu başarısını devam ettirebilmek için, eğer başarılı olamazsa da sonraki turnuvalarda başarılı olabilmek için, bazen hiç ara vermeden bazen de çok kısa bir aradan sonra çalışmalarına tekrar başlar ve çalışmalarının dozunu artırarak devam ettirir. 

Ramazan Ayı’da bizim için her yıl tekrarlanan bir turnuvadır. 11 ay hazırlanıp katıldığımız bir turnuva sona ermiştir. İşte tam burada şu soru akla gelir.

Acaba bu turnuva da (bu Ramazan Ayı’nda) başarılı olabildik mi? yoksa başarısız mı olduk?

Bunu nerden bileceğiz ki? dediğinizi duyar gibiyim. Öncelikli olarak şunu belirteyim. Gerçekten bu soruyu kendimize sorduk mu? Eğer sorduysak cevap bulmamız kolaylaşır, yok sormadıysak cevap zorlaşır.

İKİ REÇETE

Bu sorunun cevabını bulmamızı kolaylaştıracak yol ve yöntemler yine Kur’an ve Sünnettedir. Bu iki yol, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) Veda Hutbesi’ nde bizlere emanet ettiği iki önemli manevi REÇETEdir. Soru ve sorunlarımızı ancak ve ancak, Kur’an ve Sünnet eczanelerinden istifade ederek çözebiliriz. Bu iki emanetten birer örnek özetleyerek sorumuza cevap bulmayı kolaylaştıralım.

  • Kur’an’a baktığımızda bütün ibadetlerimizin ortak amacının, bizi güzel ahlaklı bir kul yaparak Allah’a (cc) daha da yaklaştırmak olduğunu görürüz. (mesela bak. Oruç ayeti, Bakara 183)
  • Sünnete baktığımızda da Ramazan Ayı ile ilgili şöyle önemli bir uyarı görürüz.

   Peygamber Efendimiz (sav) bir gün minbere (hutbe okunan yer) çıkarken, her basamakta seslice “âmin” dedi. (Toplam 3 kez)

Hutbesi bittikten sonra Sahabe efendilerimiz,

 “Yâ Rasûlallah! Minbere çıktığınız zaman her adımınızda ‘âmin’ dediniz, bunu neden söylediniz?” diyerek sebebini sordular.

Sevgili Peygamberimiz (sav) buyurdular ki:

“Cebrail (a.s.) geldi ve üç dua etti, ben de onlara amin dedim.’

(Bunlardan birisi ve konumuzla direkt ilgili olan dua şuydu.)

“Cebrail (as): ‘Ramazana eriştiği halde bir insan, Ramazanın feyzinden, bereketinden istifade edememiş, Ramazan gelmiş geçmiş de hâlâ Allah’ın (cc) mağfiret ettiği bir kul olamamışsa, Allah’ın (cc) affını, mağfiretini kazanamamışsa; yazıklar olsun o kula!.. Burnu yerde sürtsün!’ diye  dua etti. Ben de ona amin dedim.” (bak. Buharî, el-edebu’l-müfred- 1419/1998, Riyad- 1/338; Taberanî-evsat- h. no: 8994; Bezzar, h. no: 1405; Mecmau’z-zevaid, 10/164)

İŞTE CEVAP BURDA

Sorumuza dönecek olursak, bitirdiğimiz Ramazan,

  • bizi daha da ahlaklı yaparak Allah’a (cc) yaklaştırdıysa,
  • ve Ramazanı bulunduğumuz konum gereğince değerlendirip, af ve mağfiret olan bir kul olarak tamamlayabilmişsek,

turnuvayı başarıyla tamamlamışız demektir.

İşte terazi burada, tartalım kendimizi ve ölçüp-biçip kararımızı verelim inşallah.

SONUÇ OLARAK

Bu ölçüp-biçme işlemini yaptıktan sonra, sonuç ne çıkarsa çıksın asla moralimizi bozmadan ve YÜKSEK BİR UMUTLA, Rabbimize güvenerek ve emin adımlarla kulluk yürüyüşümüze devam edelim. Gelecek turnuvalara hazırlanan sporcular gibi, kulluk tempomuzu artırarak önümüzdeki RAMAZANLARA şimdiden hazırlanalım inşallah.

Yazımızı, Rahmetli Rıza Çöllü hocamızdan Hacı Bayram Camiinde dinlediğim, bir Ramazan sonrası vaazının son cümlesiyle bitirelim. Şöyle demişti merhum, giden RAMAZAN ayı için,

‘ gelsin, yine gelsin RAMAZAN, dönersek namerdiz bu kulluk yolundan.’ 

Evet, gelsin, yine gelsin Ramazan, bizde bu kulluk yolundan dönmeyeceğiz Allah’ın (cc) izniyle. Rabbimiz yar ve yardımız olsun bu yolculukta ve idrak ettiğimiz Ramazandan arınmış kullar olarak çıkmayı cümlemize nasip eylesin inşallah. Amin.

ALLAH’A (cc) EMANET OLUNUZ.

You may also like...

6 Responses

  1. İbrahim gökce dedi ki:

    Eline kalemine sağlık. Güzel yazı. Allah razı olsun. Devamı dileğiyle.

  2. Mustafa özgün dedi ki:

    Allah razı olsun, mükemmel bir değerlendirme ve güzel bir örnek… yüreğinize, klavyenize sağlık.

  3. Adem oğlu dedi ki:

    Hoş, anlamlı ve ufuk açıcı bir değerlendirme yazısı. İstifade ediyoruz. Teşekkür ediyoruz devamını bekliyoruz. Selamlar

  4. Kerem dedi ki:

    Çok doğru ve güzel yazılmış, etkilendim. Yazanın ellerine sağlık. Teşekkür ederim.

  5. yasemin dedi ki:

    Ne kadar da güzel anlatmışsınız yüreğinize sağlık..
    Duygularımıza tercüman oldunuz…
    Kalan ömrünüzü Ramazana hazırlanarak ve bunu idrak ederek yaşamak nasip olsun..

  6. İbrahim Ünal dedi ki:

    Kıymetli hocam gerçekten güzel bir makale olmuş verdiğiniz örneklemede olduğu gibi bu mübarek aylarda kazanmış olduğumuz güzel hasletleri aynı bir futbolcu edasıyla sanki yarın müsabakaya çıkacakmış gibi zinde ve devamlı kılmakta ahiret müsabakası için olmazsa olmazlardandır
    Giden misafirimiz eğer ki çok değer verdiğimiz bir misafir ise onunla beraber edindiğimiz alışkanlıklarımızı ona verdiğimiz değer neticesinde devamlı tutmak lazım ki Allah ömür verir de 11 ay sonra tekrar karşıladığımız da kendisine mahçup olmadan gururla karşılamak nasip olacaktır
    Yüreğinize sağlık
    Allah’a emanet olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir