HAC’CIN RUHUNU ANLAMAK 3

Yazar, Uzman Hac ve Umre Rehberi Abdürrahim Hoca.

Dışardan bakıldığında sembolik şekiller olarak görülen, Hac ibadetinde, her şeklin, sembolün bir anlamı olduğu ve insanları eğitici bir yönü olduğu bilinmelidir.

Hac ibadeti baştan sona sembollerle dolu bir ibadettir. Dıştan sembol gibi görünse de, aslen ruhi eğitimdir. Hacı adayı bu yaşadığı sembollerle örneğin ihrama girerek dünyadaki sosyal statüsünden kurtulur, makamının mevkiinin kendisini esir almasından kurtulur, Rabbi ile arasına giren dünyevi kimliğinden kurtulur, kendi öz benliğine, asılolan kulluğuna kavuşur. İşte bu da sembol gibi görünen yaptığı işin ne kadar asli ve büyük bir eğitim aracı olduğunu idrak eder.

Bu sembollerden en önemlilerinin başında gelenleri sıralamaya devam edelim.

MEKKE

‘’Gerçek şu ki, insanlar için yapılmış olan ilk ev, alemlere hidayet ve bereket kaynağı olan Mekke’deki evdir.”

Ali İmran 96

Mekke’deki evden maksat Kabe’dir ve Allah Teala Mekke’yi övmüş ve kelamıyla taçlandırmıştır.

Her amelin karşılığının yüz bin katıyla verildiği yerdir Mekke. Namazın yüz bin, orucun yüz bin, sadakanın yüz bin ile derecelendirildiği yerdir Mekke.

Peygamberlerin, Resullerin, Allah’ın sadık dostlarının, ins-ü cin’nin ziyaret merkezi, dünyanın en mukaddes beldesi, dünyanın altın oranıdır Mekke.

Günde yüz yirmi tane Nur’un indiği yerdir Mekke. Dokunulan bir taşla (Hacer’ulEsved) affolunan yerin adıdır Mekke.

Bir saat sıcağına tahammül edildiğinde, Cehennem ateşinden iki yüz senelik bir mesafe uzaklaştırılacağının müjdesinin Efendimiz tarafından verildiği yerdir Mekke.

Allah Teala Peygamber Efendimiz’i (s.a.v)  Mekke’de dünyaya getireceği için mi Kabe’yi Mekke’de Yarattı? Yoksa, Kabe’yi Mekke’de yaratacağı için mi Efendimiz (s.a.v) i Mekke’de dünyaya getirdi? sorusununmilyonlarca yıl geçmesine rağmen hikmetinin bilinemediği, cevabının bulunamadığı yerdir Mekke.

İşte bilinmezlerin arandığı, sırların hikmetlerine ulaşılmasının sembolize edildiği yedir Mekke.

KABE

“Oraya giren emniyette olur, gücü yetenin o evi ziyaret etmesi insanlar üzerinde Allah’ın bir hakkıdır.”(Ali imran 97) emri fermanıyla insanlar üzerine bir hakkın verildiği Kabe.

Ali İmran 97

Allah Teala’nın mekandan münezzeh olmasına rağmen evim dediği Beytullah (Allah’ın evi) olma şerefi ihraz eden ev. Aldığı bu şerefle çevresi de çeşitli yasaklarla, harem sınırları ile korunmuş yüce Mabed.

Kabe; dünyadaki ilk ibadet yeri olmasının yanı sıra, Hac ve Umre ibadetlerinin yerine getirilmesinin de olmazsa olmazıdır. Ayrıca Kabe bütün Müslümanları bir araya toplayan, her Müslümanın kıble olarak yöneldiği birleştirici özelliği taşıyan kutsal mekan.

Kabe; Müslümanlar için sadece taşlardan yapılmış bir mabed değil, aynı zamanda Müslümanlar arasında olması gereken Tevhid’in  alameti, sembolüdür.

Kabe; Allah’a şirk koşmanın önüne geçen en büyük paratonerdir. Çünkü Kabe’de yapılan ibadetlerde tövbe istiğfar, zikir, tehlil, tesbih gibi ibadetler, iman yenilemenin göstergesidir ve insanı Şirk’ten kurtarır.

Kabe; Müminlerin kalbinin müşterek attığı bir yerdir. Bulunduğu mekan rastgele seçilmiş bir yer değil, Allah’ın Arşı’nın kürsüsünün dünyadaki iz düşümünün olduğu yerdir. O yüzden Allah’ın evi manasında Beytullah’tır.

Kabe; Hz.Adem (a.s) in yaratılışından önceki zamanlara dayanan, Hz.İbrahim (a.s) ile müteaddit defa ortaya çıkarılıp imar edilen ve Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya doğum evi olan Mekke’de, semavi dinlerin tek kıblegahıdır. Bu açıdan da dünya da bir başka Allah’ın evi şerefine haiz bir ev yoktur. Dünya’da saltanat süren sultanların evi çoktur ama, Allah’ın evi bir tanedir, O da Kabe’dir. Hac’ca giden her hacı adayı bu evi ziyaret ederek Allah’ın evi olmayı sembolize eden Kabe’yi soluklar, o lahuti havayı içine çeker.

HACER’UL ESVED

Siyah taş; İbrahim (a.s) in Kabe’yi inşa ederken kullandığı taş. Kabe’nin en önemli kısımlarının başında gelen taş.

‘’Hacer’ulEsved; Cennetten inmiştir. O, indiği zaman sütten beyazdı. Ancak Ademoğlunun hataları sebebiyle siyahlaştı.’’

Kütüb-i Sitte cilt:4 Sayfa:374

‘’Hacer’ul Esved; Allah’ın yeryüzündeki sağ elidir. Kullarıyla onunla musafaha eder.’’

Kütüb-i Sitte cilt:4 Sayfa 374

Tavafın başlangıç çizgisi olan Hacer’ulEsved’i selamlayan her Hacı adayı, Rabbi’nin evinde Rabbi ile musafaha eder ve Rabbi ona Hacer’ulEsved ile hoş geldin der. Böylece Hacı adayı bir musafaha şeklini de sembolize eder. Hac’dan dönünce hacıların sağ avuç içlerinin öpülmesi Allah (c.c) ile musafaha etmesinin sembolüdür. Ne güzel ev sahibi, ne güzel misafir, ne güzel musafaha herkese nasip olmaz.

MÜLTEZEM: Hacer’ulEsved ile Kabe’nin kapısının arasında bulunan kısma Mültezemdenir. Mültezem sıkı sıkıya yapışılan yer demektir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v)’’Rükn ve kapı arası Mültezem’dir. İhtiyaç sahibi, sıkıntı veya gam sahibi her kim, onun önünde Allah’a dua ederse Kabul edilir’’ buyurmuştur.

Kütüb-i Sitte Cilt 4 Hadis no:1351

İbn-i Abbas’tan rivayetle; Efendimiz (s.a.v) göğsünü, sağ yanağını, kollarını ve avuç içlerini tam açarak Mültezem’e yapıştığı’’ bildirilmektedir.

Mültezem’e yapışmak, yapılan bir hata sebebiyle hata edilenden af dilemenin,  özür dilemenin bir sembolüdür.

Bazı rivayetlerde Allah Teala’nınHz.Adem’in tövbesini Mültezem’de kabul ettiği bildirilmektedir.

MAKAM-I İBRAHİM

Hz. İbrahim (a.s) in Kabe’yi inşa ederken duvarlar yükseldikçe iskele olarak kullandığı, üzerine çıktığı, aynı zamanda asansör görevi yapan taştır.

“Orada apaçık deliller, İbrahim’in makamı vardır.” (Ali İmran 97) ayetinin sırrıyla apaçık delillerin olduğu yerdir. İbrahim (a.s) in ayağını bastığı taş Allah’ın izni ile hamur gibi yumuşak olmuş ve dizlerine kadar gelecek şekilde Hz. İbrahim (a.s) in ayakları taşa gömülmüştür. İzlerin uzunluğu 22 cm, genişliği 11 cm, derinliği ise 10 cm dir.

Makamı-ı İbrahim’de namazgah edinin” (Bakara 125) ayetinin sırrıyla özellik kazanmış bir taşı, ilk asansörün sembolü olan bu taşı ziyaret ederek Allah’ın gücünü, kuvvetini, kudretini tefekkür ederek  bir kez daha iman tazelenir.

SEMBOLLERİN İFADE ETTİĞİ MANALAR

TAVAF: Sözlükte bir şeyin etrafında dönmek dolanmak demektir. Evrende maddenin en küçük parçası olan atomdan, en büyük parçası olan galaksilere kadar her şey tavaf, dönme halindedir.

Elektron, atom çekirdeğinin etrafında tavaf eder.

Ay, dünyanın, dünya, güneşin etrafında döner.

Güneş, sistemiyle beraber, Samanyolu galaksisinin etrafında döner.

Samanyolu galaksisi ise, bir bilinmezliğin etrafında döner.

‘’İnsan bedenindeki kan, yürek merkezli bedeni tavaf eder. Kan tavafının durması insanın ölümü, Kozmik tavafın durması ise kıyamet demektir.’’(Hac Risalesi Denge Yayınları 2003)

Kabe’yiSidre-i Münteha (son nokta) ya kadar gökte melekler, yerde insanlar, yerin altında cinler tavaf etmektedir.

Kabe’yi tavaf; kainatın nizam ve intizamından alınmış bir ibadettir. Kabe etrafında dönmek, dine gönül vermek, onun etrafında pervane kesilmek ve Allah’a bütün kalbiyle bağlanmaktır.

Kabe etrafında tavaf eden onbinlerce Müslümanın oluşturduğu tablo, bir galaksinin milyarlarca yıldızıyla, dönüşünü andıran bir manzara gibidir. Bu bakımdan tavaftaki hazzı tam manasıyla elde edebilmek için kendini yörüngeye bırakmak gerekir. Zaten Kabe’nin çekim alanındaki bu yörüngeye giren, bu manevi akışa kendini bırakır ve Müminlerin oluşturduğu bu rahmet deryasında bir damla olabilmenin hazzını yaşar.

Erkeklerin tavafın üç şavtında daha heybetli yürümelerine REMEL, tavafta ihramlıyken sağ omuzu açmaya IZDIBA denir. Burada yapılan davranışın tarihi bir anlamı vardır. Mekkeli müşriklerin Hz. Muhammed (s.a.v) ve arkadaşları güçsüz düştüler sözünün yayılmasıyla Efendimiz (s.a.v) in Remel ve Izdıba yaptırarak güçsüz olmadıklarının, gayet güçlü sağlıklı olduklarının bir ispatı bir göstergesidir. İşte bu da bir sembolüdür.

 Tavaf yapan her Müslüman dünya Müslümanlarının kaybettikleri maddi manevi güçlerini, moral motivasyon güçlerini nerde nasıl kaybettiklerini, bu güce tekrar nasıl hangi yolla ulaşabileceklerinin tefekkürünü yapmayı sembolize eder.

Tavaf; Kabe’nin etrafını yedi defa dönmekten oluşan bir ibadettir. Neden yedi, çünkü yedi ve katları sonsuzluğu ifade eder. Gök sema katları yedi tanedir. İç dünyamızda nefsin katları da yedi tanedir. Yani tavaf yapan bir mü’min tavafın her şavtında nefsin bir merhalesini aşıp gök semadaki meleklerin mertebesine ulaşır. Yani nefsi emareden kurtulup, nefsi mütmainne’ye vasıl olur, hayvani hayattan kurtulup, ruhani hayata kavuşur. Tavaf yapan her mü’min tavaf yaparken Kabe’yi sol yanına alarak tavaf  yapar, kalp insan vücudunda sol kısımdadır. Böylece tavaf yapan her mü’mintavaf’ta kalbini Yüce Allah’a bağlayarak dünya ve dünyadakilerden geçtiğini sembolize eder.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadislerinde tavaf hakkındaki müjdesi mahzun gönüllere inşirah verir.

‘’Beyti (Kabe-i Muazzama’yı) kim elli defa tavaf ederse, günahlarından çıkar ve annesinden doğduğu gibi olur.’’ (Tirmizi Hac 41, hadis no 86)

SAFA – MERVE –SA’Y

SA’Y: Sözlükte, ‘’çalışmak, yürümek, koşmak gibi anlamlara gelen Sa’y, fıkıh terimi olarak, Hac ve Umre tavaflarından sonra Safa tepesinden başlayarak dördü gidiş, üçü geliş olmak üzere Safa ile Merve tepeleri arasında yedi kere gidip gelmeyi ifade eder.

Allah azze ve celle Kuran-ı Kerim’de ’’Şüphe yok ki, Safa ile Merve Allah’ın koyduğu nişanlardandır.’’(Bakara 158) buyurmıştur.

Hac ve Umre’de yapılan Sa’y’in aslı Hz.Hacer’in oğlu İsmail (a.s) için su ararken bu iki tepe arasında koşması hadisesine dayanır.

Sa’y; Hz. Hacer validemizin bu hatırasının canlandırılmasıdır. Safa ve Merve tepeleri arsında gidip gelmeler ve bir yerde koşar adım yürümek, evladının susuzluğuna çare arayan şefkat abidesi bir annenin koşturmasını sembolize eder.

Safa ile Merve arasındaki gidip gelmek, sa’y etmek, Padişahın huzurundan çıktıktan sonra dileğinin kabul edilip edilmediğinin bilinmediği için, sarayın etrafında dönüp dolaşan kişinin halini sembolize eder.

Sa’y eden her hacı veya umreci, Allah’ım beni Safa’da mı affedeceksin Merve’de mi sorusunun peşinden koşar.

Not: Değerli okuyucularım bir sonraki yazımda Hac’cın olmazsa olmazı olan Arafat konusu işlemeye gayret edeceğim.

You may also like...

2 Responses

  1. Fatih Taşcı dedi ki:

    Çok güzel olmuş hocam allah razı olsun sizinle umre yapmiş birisi olarak istifade ettik

  2. Murat Taşci dedi ki:

    Abim, Rabbim razı olsun. O mukaddes beldelere gidemesem de sanki oralardaymışım,gibi beni aldın o kutlu mekânlara götürdün. Manevî duyguların unutulduğu, insanların bilerek ve isteyerek bu Dünya hayatını AHİRETE tercih ettiği (Ibrahim Suresi 3. Ayet) Ahirzamanda Rabbim tercihini doğru yapanlardan eylesin inşallah. Akıl en büyük nimet, onun şükrünü yerine getirip, yaratılışın gayesine ulaşmada o nu rantabl kullanmak en akıllıca olsa gerek. Yoksa Hafizen Allah insan en aşağı dereke olan esfeli safiline yuvarlanır gider de hiç farkında bile olamaz. Rabbim, asıl vatanımız olan Dar-ı ukba ‘yı kazananlardan eylesin. Hak’kın hatırı âlî dir, hiç bir şeye feda edilemez. Fehvasınca her hak sahibine hakkını vermek icabet eder.Rabbim sırat-ı mustakim üzere sabit kadem eylesin hepimizi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir